15 Ocak 2013 Salı

BİTKİLERİN YAPISI ve FİZYOLOJİSİ


BİTKİLERİN YAPISI ve FİZYOLOJİSİ

I. BİTKİSEL DOKULAR






Yüksek yapılı bitkilerdeki dokular; sürgen (meristem) doku ve değişmez doku olmak üzere iki grupta incelenir.

A. SÜRGEN (MERİSTEM) DOKULAR
Meristem dokunun kökeni embriyodur.

Özellikleri :
  • Devamlı bölünme yeteneğine sahip hücrelerden oluşur.
  • Gelişme ve farklılaşmayı sağlarlar.
  • Bitkide enine kalınlaşma ve boyuna uzamayı sağlarlar.
  • Hücreleri; canlı, küçük, ince çeperli, bol sitoplazmalı, büyük çekirdekli ve çok küçük ko¤¤¤¤udur.
  • Hücreler arası boşluklar yoktur. Meristem hücrelerinde mitoz bölünme hızlıdır ve aynı zamanda hormon üretirler.
1. Birincil (Primer) Meristem
Bitkiyi meydana getiren ve bitkinin ömrü boyunca bölünme özelliğini kaybetmeyen meristeme denir. Primer meristem, yüksek yapılı bitkilerde kök, gövde ve dallarda yoğunlaşmıştır. Kök ve gövde uçlarındaki bu bölgelere büyüme noktaları denir.

Şekil : Kök ve Gövde Ucunda Meristem

2. İkincil (Sekonder) Meristem
Değişmez doku hücrelerinin, hormonların da etkisiyle sonradan bölünme özelliği kazanmasıyla meydana gelen dokudur. İkincil meristeme örnek olarak, kök ve gövdenin enine büyümesini sağlayan kambiyum ile mantar meristemi (fellojen) verilebilir.


Büyüme noktalarında (uç meristemler) bulunan meristemler kökte kaliptra ile gövdede ise tomurcuk pullarıyla korunmaktadır.




B. DEĞİŞMEZ (BÖLÜNMEZ) DOKULAR
Birincil (primer) ve ikincil (sekonder) meristem dokular, özelliklerini kaybederek veya farklılaşarak bölünmez (değişmez) dokuları meydana getirirler. 

1. Parankima (Temel Doku)
Bitkilerde diğer doku ve organların arasını doldurur. Dokuyu meydana getiren hücreler canlı, ince zarlı, bol sitoplazmalıdır. Ko¤¤¤¤arı küçük ve az sayıdadır.
a. Özümleme Parankiması : Yeşil bitkilerin yapraklarında, genç gövde ve dallarında bulunur. Sitoplazmalarında çok sayıda kloroplast vardır ve organik besin sentezi yaparlar.
b. Havalandırma Parankiması : Oksijen oranının az olduğu ortamlarda yetişen bitkilerin kök ve gövdelerinde bulunur. Hücrelerinin arasında biriken havayı solunumlarında kullanırlar. Bataklık ve su bitkilerinde hava alma ihtiyacını karşılarlar.
c. İletim Parankiması : Özümleme parankimasıyla iletim demetleri arasında bulunur. Bu iki doku arasında besin maddesi taşınmasında görevlidirler.
d. Depo Parankiması : Bitkilerin kök, gövde, tohum ve meyvelerinda bulunur. Örnek : Kaktüste su, cevizde yağ, pancarda şeker, buğdayda nişasta depo eder.

2. Koruyucu Dokular
Bu dokunun hücreleri aralıksız dizilmiş ve klorofilsizdir. Koruyucu dokular epidermis ve periderm olmak üzere ikiye ayrılır.
a. Epidermis : Bitkinin genç bölgelerinin ve yapraklarının üzerini örten çoğunlukla tek tabakalı bir dokudur.
b. Periderm : Bitki yaşlandıkça epidermis iç ve dış etkilerle parçalanır. Bunun yerini periderm denilen mantar doku alır.

3. İletim Dokusu
Bitkilerde maddelerin taşınmasını gerçekleştiren dokudur. İletim dokusu, yapısı ve görevi bakımından ksilem (odun borusu) ve floem (soymuk borusu) olmak üzere iki kısımdan meydana gelir.
a. Odun (Ksilem) Demeti
Dört ayrı hücre çeşidinden oluşur. Bunlar trake, trakeit, ksilem parankiması ve ksilem sklerenkimasıdır. Ksilem (odun borusu) hücreleri ölüdür. Madde taşınması köklerden yapraklara doğru tek yönlüdür. 


Şekil : Odun Borularının Oluşumu ve Yapısı

Su ve suda çözünmüş inorganik maddelerin taşınmasını gerçekleştirir. Madde taşınması hızlıdır. Trake ve trakeit hücrelerinden meydana gelir. Bitkinin odun kısmını meydana getirir.
b. Soymuk (Floem) Demeti
Hücreleri canlıdır. Buradaki hücrelerden kalburlu borular çekirdeksizdir. Fotosentez ürünlerinin yapraklardan diğer kısımlara ve köklerde sentezlenen amino asit gibi organik maddelerin yapraklara taşınmasını gerçekleştirir. İki yönlü madde taşınması görülür. Madde taşınması yavaştır. 
Kalburlu borular, arkadaş hücreleri, floem parankiması ve floem sklerenkiması hücrelerinden meydana gelir. Bitkinin kabuk bölgesinde daha çoktur.

Şekil : Soymuk Borularının Oluşumu ve Yapısı
4. Destek Doku
Bitkilerin şeklinin korunmasını ve dış etkilere karşı dayanıklılık sağlar. Otsu bitkiler ile odunsu bitkilerin büyümekte olan genç kısımlarında diklik ve sertlik destek dokuyla değil turgor basıncı ile sağlanır.
a. Pek Doku (Kollenkima) : Hücreleri canlıdır. Büyümekte olan genç bitkilerde, yapraklarda, çiçeklerde ve meyve saplarında bulunur.
b. Sert Doku (Sklerenkima): Hücreleri ölü olup çeperleri lignin ve selüloz birikmesiyle kalınlaşmıştır. Sitoplazmaları ve çekirdekleri yoktur. Sklerenkima lifleri ve taş hücreleri olmak üzere iki çeşidi vardır. Kalın çeperli sklerenkima lifleri çok sağlamdır, aynı kalınlıktaki çelik teller kadar yük kaldırabilirler. Taş hücrelerinin sklerenkima liflerinden farkı boylarının uzun olmaması ve yaklaşık olarak boylarının enlerine eşit olmasıdır. Bu hücrelere bitkinin kabuğunda, meyve ve tohumlarında çok sık rastlanır. Armut ve ayvanın meyvelerindeki sert hücreler taş hücreleridir.

5. Salgı Dokusu
Salgı dokusunun hücreleri; bol sitoplazmalı, iri çekirdeklidir ve devamlı canlı kalırlar.

Salgı maddelerinin bitkilere çok önemli faydaları vardır.
  • Reçine ve tanen gibi maddeler bitkiyi parazitlerden çürümekten ve sıcaklıktan korur.
  • Isırgandaki yakıcı tüyler korunmayı sağlar.
  • Böçekçil bitkilerde salgılanan sindirim öz suyu sindirime yardımcı olur.

Permütasyon Soruları

SORU 1:

3 farklı pantolon,4 farklı ceket ve 5 farklı gömleği olan bir kişi bir pantolon, bir ceket ve bir gömleği kaç farklı şekilde giyebilir ?

ÇÖZÜM 1:

Bir pantolon için 3 farklı seçenek
Bir ceket için 4 farklı seçenek
Bir gömlek için 5 farklı seçenek
Bu üç olay birlikte gerçekleştiği için 3.4.5=60 bulunur.
------------------------------------------------------------------------

SORU 2:

A,B ve C kentleri için A dan B'ye , B den C'ye 4 farklı yol bulunmaktadır. B ye uğramak koşuluyla A dan C ye gitmek isteyen kişi kaç farklı yol kullanabilir ?

ÇÖZÜM 2:

A'dan B ye 2 yol
B den C ye 4 yol olduğundan
2.4=8 farklı yol kullanılabilir.

----------------------------------------------------------------------------

SORU 3:

3,4,5,6 rakamlarıyla kaç tane 4 basamaklı doğal sayı yazılır ?

ÇÖZÜM 3:

abcd 4 basamaklı sayımız olsun 

a yerine gelebilecek sayı 4 farklı şekilde

b yerine gelebilecek sayı 4 farklı şekilde

c yerine gelebilecek sayı 4 farklı şekilde

d yerine gelebilecek sayı 4 farklı şekilde seçilebilir.

O halde hepsi birden istendiği için 4.4.4.4=256 tane sayı yazılabilir.

------------------------------------------------------------------------

SORU 4:

A={a,b,c,d}

kümesinin üçlü permütasyonlarının kaçında a veya b bulunur. ?

ÇÖZÜM 4:

A kümesinin elemanları arasından a ve b yi ayırırsak kalan elemanlardan oluşturacağımız 3'lü permütasyonlar

P(3,3)=6 olur.

Buna göre 5 elemanlı A kümesinin 3 elemanlı alt kümelerinin tamamından a ve b nin bulunmadığı durumu çıkartırsak soruda istenen şartı sağlarız.

P(5,3)-P(3,3)=60-6=54 olur.

----------------------------------------------------------------------

SORU 5:

3 farklı oyuncak 7 çocuğa, her çocukta en fazla bir oyuncak olması koşuluyla kaç farklı biçimde dağıtılabilir ?

ÇÖZÜM 5:

Birinci oyuncak 7. çocuğa 7 farklı şekilde
Birinci oyuncak 6. çocuğa 6 farklı şekilde
Birinci oyuncak 5. çocuğa 5 farklı şekilde

Buna göre 3 farklı oyuncak 7 çocuğa her çocuğa en fazla bir oyunca vermek koşulu ile

7.6.5=210 farklı şekilde dağıtılır.

----------------------------------------------------------------------------

SORU 6:

Farklı, 2 matematik, 3 fizik, 4 kimya kitabı bir rafa sıralanacaktır. Sıralama kaç farklı şekilde yapılır ?

ÇÖZÜM 6:

Toplam 9 kitap var.
1. sıraya 9
2. sıraya 8
3. sıraya 7
.
.
9. sıraya 1 farklı şekilde kitaplar yerleştirilir.

o halde 9.8.7....1=9! şekilde sıralanırlar.

SORU 7:

A={0,1,2,5,7} kümesinin elemanlarını kullanarak rakamları farklı üç basamaklı, 500 den büyük kaç çift sayı yazılır ?

ÇÖZÜM 7:

birler basamağına sadece 2 ve 7 gelebilir. (2 durum)
yüzler basamağı için 0 ve 2 gelebilir (2 durum)
onlar basamağı için geriye 3 sayı kalır (3 durum)

2.2.3=12 tane sayı yazılabilir.
--------------------------------------------------------------------------

SORU 8:

40 soruluk bir sınavda seçenek sayısı 4'tür. Art arda gelen iki sorunun cevap seçeneğinin aynı olmaması şartıyla kaç farklı cevap anahtarı yazılabilir ?

ÇÖZÜM 8:

Birinci sorunun cevabı için 4 seçenek vardır. Ancak ikinci soru için 3 seçenek olur çünkü ardışık iki sorunun cevabı aynı olmayacak
o halde 
1. soru için 4
2. soru için 3
3. soru için 3
4. soru için 3
.
.
40.soru için 3 farklı cevap anahtarı yazılır.

=4.339 bulunur.
--------------------------------------------------------------------------

SORU 9:

4.P(n,2)=P(n,3) olduğuna göre n kaçtır ?

ÇÖZÜM 9:

4n.(n-1)=n(n-1).(n-2)
4=n-2=> n=6 bulunur.

-----------------------------------------------------------------------------

SORU 10:

2233444 sayısının rakamları yer değiştirilerek kaç farklı yedi basamaklı sayı yazılır ?

ÇÖZÜM 10:

Tekrarlı permütasyon

7!
2!.2!.3!
=210 farklı sayı yazılır.

History




Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin Açılması
Büyük Millet Meclisi Hükümeti’nin Kurulması
TBMM’nin Açılış Amaçları:
1.Milli iradeyi egemen kılmak
2.Ulusal güçleri bir arada tutmak
3.Bağımsızlığı sağlamak
4.Bağımsızlı ve egemenliği sağlayacak otorite ve gücü oluşturmak
TBMM’ye öncelikle, işgal dolayısıyla İstan­bul’dan kaçıp gelen mebuslar kabul edilerek; meclis Meclis-i Meb’usan’ın devamı gibi gösterilmiştir.

Mustafa Kemal’in Meclisin Çalışma Şartlarını Belirlemek İçin Meclise Sunduğu Öneri:
1.TBMM’nin fevkinde hiç bir güç yoktur.
Açıklama:
1.TBMM bütün güçlerin üzerinde kabul edilmiştir.
2.İstanbul’daki otorite meclis otoritesinin altında kabul edilmiş­tir.
2.Hükümet kurmak gereklidir.
Açıklama:
1.Bu madde meclisin kuruculuk yönünü gösterir

3.Geçici olduğu bildirilerek bir hükümet başkanı tanımak; ya da padişah vekili çıkarmak doğru de-ğildir.
Açıklama:
1.Bu madde açılan meclisin daimi olduğunu vurgu­lamaktadır.

4.Mecliste yoğunlaşan ulusal iradenin yurdun alın yazısına doğrudan doğruya el koymasını kabul et-mek temel ilkedir.
5.Yasama ve yürütme TBMM’ye aittir.
Açıklama:
1.18 Eylül 1920’de kurulan İstiklal Mahkemeleri­nin üyeleri de milletvekillerinden oluştuğundan dolayı yargı da meclisin eline geçmiştir.
2.Yasam, yürütme ve yargının mecliste toplanma­sına güçler birliği ilkesi denilir.
3.Güçler birliği ilkesi olağan üstü durumdan dolayı kabul edil­miştir. Hızlı karar alınıp; alınan kararların hızlı uygulanması amaçlanmıştır.
4.Güçler birliği ilkesi demokrasiye uygun değildir. Demokrasiye uygun olan kuvvetler ayrılığı ilkesi 1961 Anayasası ile kabul edilmiştir.

6.Meclisten seçilecek bir kurul meclis adına hükümet işlerine bakar. Oluşturulan bu İcra Vekilleri Heyetinin başkanı meclisin de başkanıdır.
Açıklama:
1.Kurulan bu sisteme meclis hükümeti sistemi deni­lir. Bu sis­temde bakanlar meclisten tek tek seçilir.
2.Meclis hükümeti sisteminde hükümet üyeleri meclisten tek tek seçildiğinden dolayı hükümetin kurulması gecikir; dolayısıyla da yürütme olumsuz etkilenirdi.
3.Meclis hükümeti sistemi cumhuriyet ilan edilene kadar devam etmiştir.
4.Saltanat devam ettiğinden dolayı devlet başkan­lığı kurumu oluşturulamamıştır. Meclis başkanlığı ile hükümet başkanlığı aynı kişide toplanmıştır.

7.Padişah ve halife baskı ve zordan kurtulduğu zaman, meclisin düzenleyeceği yasal ilkeler doğrultu­sunda yerini alır.
Açıklama:
1.Birliğe ihtiyaç duyulan bu dönemde padişahlık ve halifelik kurumunun açıkça karşısına geçilmemiştir.
2.Bu madde ileride saltanat ve halifeliğin kaldırıla­bileceğini göstermektedir. Çünkü padişah ve halife­nin durumunu meclisin belirleyeceği dile getiril­miştir.
Not: Bu önerge Teşkilat-ı Esasiye Kanunu kabul edilene kadar meclisin çalışma şartlarını belirlemiştir.

TBMM’nin Açılmasının Önemi:
1.Milli egemenlik ilkesi kurumlaştı
2.Halkçı, ulusçu ve demokratik bir Türk devleti oluştu
3.Temsil heyetinin görevi sona erdi
4.Ulusal örgütlenme tamamlandı

TBMM’nin Özellikleri:
1.İhtilalcidir; İstanbul’daki otoriteye rağmen mec­lis açılmış, yeni bir devlet oluşturulup; hıyanet-i vata­niye gibi kanunlar çıkarılmıştır.
2.Kurucudur; yeni bir hükümet ve yeni bir devlet ortaya çıkarılmış; bir devlet için gerekli olan ka­nunlar ve anayasa hazırlanmıştır.
3.Halkçı, demokratik ve ulusçudur.
4.Milli egemenlik ilkesi temel ilkedir.
5.Güçler birliği ilkesi kabul edilmiştir
6.İstiklal mahkemelerini kurmakla yargı gücünü ortaya koymuştur.
7.Kurtarıcı bir meclistir.
8.Meclis hükümeti sistemi kabul edilmiştir.
9.İlk meclisteki vekiller arasında fikir birliği yok­tur. Misak-ı Milli (bağımsızlık) birleştikleri tek fikirdir. Meclisin bu özelliğinden dolayı da bu mec­lis inkılâpları yapmaya uygun değildir. Saltanatı kaldır­ması, bu meclisin inkılâpçı olduğunu göster­mez. Çünkü saltanatın kaldırılması Lozan öncesinin olağan üstü durumundan kaynaklanmıştır.
10.İlk ilişkilerini Rusya ile kurdu ve ilk elçisini Rusya’ya gönderdi.
11.30 Nisan 1920’de varlığını dünya devletlerine duyurdu.

TBMM’nin Otoritesini Artırma Çalışmaları:
1.İstanbul hükümetinin çalışmaları yok sayıldı
2.Otoriteyi artırıcı tedbirler alındı
3.Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıkarıldı
4.İstiklal mahkemeleri kuruldu
5.İsyanlar bastırıldı
6.Anayasa ilan edildi

TBMM’nin Birliği Sağlama ve Devam Ettirme Çalışmaları:
1.Devrimler savaş sonrasına bırakıldı
2.Meclis-i Meb’usan’ın üyeleri TBMM’ye kabul edildi
3.Kurulan devletin yeni bir cumhuriyet olduğu açıkça ifade edilmedi
4.Güçler birliği ilkesi kabul edildi
5.Padişah ve halifeye karşı, savaş bitene kadar açıkça tavır takınılmadı
I. Meclis 23 Nisan 1920 ile 1 Nisan 1923 tarihleri arasında çalışmıştır.
11 Ağustos 1923’de ise II. Meclis çalışmalarına başlamıştır.

Yeni Türk Devleti’nin İlk Anayasası (20 Ocak 1921)
Anayasa: Bir devletin en temel kanunudur.
Devletin yönetim şeklini, hak ve sorumlukları tespit eder.

Teşkilat-ı Esasiye Kanunu
Teşkilat-ı Esasiye’nin Yapısı:
1.Gerekli görüldüğünde Kânun-i Esâsi’nin uygu­lanması uygun görülmüştür.
2.Yasama, yürütme ve yargı meclise aittir.
3.Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.
4.TBMM süre dolmadan seçimleri yenileyebilir.
5.Savaşa ve barışa TBMM karar verir.
6.Şer’i hükümlerin yürürlüğünü TBMM yapar.
7.Bakanlar meclis tarafından seçilir.
8.Vekiller iki yılda bir seçilir.
9.TBMM başkanı icra vekilleri heyetinin de başka­nıdır.

Teşkilat-ı Esasiye’nin Özellikleri:
1.Olağan üstü durum için hazırlandığından dolayı geniş kapsamlı değildir.
2.Milli Egemenliği yansıtan ilk siyasi belgedir. 
3.Temel hak ve hürriyetlere yer verilmemiştir.
4.23 madde bir ek bölümden oluşur.
5.Yeni devlete işlerlik kazandırdı. 
6.Laik bir anayasa değildir.
7.Kuvvet ve yetkinin kaynağı millettir.
8.Meclisin üstünde güç yoktur.
9.En önemli değişikliğini cumhuriyetin ilanı ile gördü.
10.Yeni devletin kurulduğunu belgeledi.
11.TBMM’nin meşruluğunu tanıttı.
12.Amasya Genelgesinden itibaren oluşan ruh resmi hüviyet kazandı.
13.Meclis hükümeti sistemi benimsendi.
14.Milli egemenlik ilkesi yasallaştı.

Teşkilat-ı Esasiye’nin Geç İlan Edilme Sebepleri:
1.Kânun-i Esâsi’nin varlığı.
2.TBMM’nin kendisini tam olarak ispatlayama­ması.
3.Yeni bir anayasanın kabulü yeni bir devletin oluştuğunu gösterir ki bu da birliği zedeleyebilirdi.

Büyük Millet Meclisi’ne Karşı Ayaklanmalar
Sebepleri:
1.İşgal devletlerinin işgallerini yerleştirmek iste­mesi
2.Osmanlı yönetiminin Mustafa Kemal ve arka­daşlarını etkisiz duruma getirmek istemesi
3.TBMM’nin halktan yeni fedakârlıklar istemesi
4.İtilaf devletlerinin milli mücadeleyi iç karışık­lıklarla yıpratmak istemesi
5.Osmanlı ordusunun terhis edilmiş olmasından dolayı asayişsizlik olması
6.Bazı Kuva-yı Milliye’cilerin tutarsız davranışları
7.Bazı milli mücadelecilerin tutarsız davranışları
8.Milli mücadele politikasının bazı çıkar çevrele­rini rahatsız etmesi
9.Kürtçülük düşüncesi ve Kürtlerin kışkırtılması
10.Azınlıkların emelleri
11.Bazı Kuva-yı Milliye’cilerin düzenli ordunun em­rine girmek istemeyişi
1. İstanbul Hükümeti’nce Çıkarılan Ayaklanmalar
Kuva-yı İnzibatiye  (Halifelik Ordusu)
Sebepleri:
1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Boğazlar çev­resine yanaştırmak istememesi
2.İstanbul yönetiminin duyduğu tedirginlikler
Halifelik ordusu denilen isyancı birliğini Süleyman Şefik İngilizlerin istek ve desteği ile hazır­ladı. Birliğin oluşturulmasında genellikle Enver Paşa’nın ordudan tasfiye ettiği eski subaylar kul­lanıldı.
Özellikleri:
1.İsyan Adapazarı civarında başladı
2.Çerkez Ethem ve Refet Bele tarafından bastı­rıldı
3.İsyanın bastırılması sonucunda Kuva-yı İnziba­tiye birliğinin çoğu milli mücadele saflarına geçti
Açıklama: Ahmet Anzavur ve Kuva-yı İnziba­tiye İsyan­larının başarısız olması İngilizlere; İs­tanbul hükümetinin isyan düzenleme konusunda başarı­sız olduğunu gösterdi ki bundan sonra İn­gilizler kendileri isyan düzenlettirmeye başladılar.
Not: 28 Nisan 1920’de Anadolu’da, padişah adına, asayiş sağlamak için Anadolu Fevkalade Müfettişliği kuruldu.

Ahmet Anzavur Ayaklanması:
Sebep:
1.İngilizlerin, milli mücadelecileri Çanakkale Bo­ğazı çevresine yanaştırmak istemeyişi
2.İstanbul yönetiminin milli mücadeleden duy­duğu tedirginlik.
Özellikleri:
1.İsyan Marmara’nın güneyinde Susurluk civa­rında çıkmıştır.
2.Milli mücadelecilere karşı bölgedeki Çerkezler kışkırtıldı
3.İsyan TBMM açılmadan önce başladı
4.Saltanat yanlısı bir isyandır
5.İsyan önce Çerkez Ethem tarafından bastırıl­dıysa da; Ahmet Anzavur tekrar isyan çıkardı. Bu isyanı ise Ali Fuat Cebesoy 20 Mayıs 1920’de ke­sin olarak bastırdı.

2. İstanbul Yönetimi ve İşgalcilerce Çıkarılan İsyanlar
Bozkır-Zeynelabidin İsyanı (27 Eylül - 4 Ekim 1919)
1.Milli mücadeleye karşı çıkan ilk isyandır
2.Padişah taraftarı bir isyandır
3.Konya havalisinde çıkmıştır.

Bolu-Düzce Ayaklanması:
1.12 Nisan 1920’de başladı
2.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

3.Çapanoğulları İsyanı
(15 Mayıs-27 Ağustos 1920)
 Özellikleri:
1.Yozgat, Çorum ve Tokat havalisinde etkili oldu
2.Bölgedeki Aleviler de kullanılmak istendi
3.Çerkez Ethem tarafından bastırıldı

4.Delibaş Mehmet-Konya İsyanı (2 Ekim-15 Ka­sım 1920)
Özellikleri:
1.Halifelik taraftarı bir isyandır
2.Konya ve Isparta’da etkili oldu
3.İsyanın çıkarılmasında İngiliz, Fransız, İtalyan ve Yunanlılar etkili oldu
4.Milli kuvvetler karşısında tutunamayan Delibaş Mehmet önce Fransızlara sonra Yunanlılara sığın­mıştır.

5.Cemil Çeto İsyanı (17 Haziran 1920):
Özellikleri:
1.Kürtçü bir isyandır.
6.Milli Aşireti İsyanı (8 Haziran 1920):
Özellikleri:
1.Kürtçü bir isyandır
2.Fransızlardan destek almıştır
7.Koçgiri Ayaklanması:
Özellikleri:
1.Kürtçü bir isyandır
2.Kemah ve Divriği’de etkili oldu
3.Bu isyanı II. İnönü Savaşı döneminde kurulmuş olan merkez ordusu bastırdı

8.Ali Batı İsyanı (11 Mayıs -18 Ağustos 1919):
Özelikleri:
1.Kürtçü bir isyandır
2.Diyarbakır’da etkili oldu
3.Ali Batı çatışma esnasında öldürüldü

9.Çopur Musa Ayaklanması:
Özellikleri:
1.İsyan Afyon’da çıktı
2.İsyanın çıkmasında Yunanlıların kışkırtmaları da etkili oldu
3.İsyan Refet Bele tarafından bastırıldı

3. Kuva-yı Milliye’cilerin Çıkardığı Ayaklanmalar
Demirci Mehmet Efe Ayaklanması:
Özellikleri:
1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler vermiş olan Mehmet Efe, düzenli ordu kurulurken ilk gün­lerde düzenli ordunun emrine girmek istemedi
2.Demirci Mehmet Efe ikna edildi ve efeleriyle birlikte düzenli ordunun emrine alındı.

Çerkez Ethem Ayaklanması:
Özellikleri:
1.Yunanlılara karşı başarılı mücadeleler veren ve isyanların bastırılmasında büyük katkıları olan Çerkez Ethem düzenli ordunun emrine girmeyerek isyan etmiştir.
2.Çerkez Ethem, düzenli orduya karşı girdiği müca­delede başarılı olamayınca; 5 Ocak 1921’de Yu­nanlılara sığınmış; Çerkez Ethem’e bağlı birlikler ise 20 Ocak 1921’de düzenli ordunun emrine gir­miştir.

4. Azınlıkların Çıkardığı İsyanlar
Sebepleri:
1.Osmanlı’dan toprak koparma düşüncesi
2.Emellerinin olduğu bölgelerde çoğunluk olma düşüncesi ile, Türk milletini yıldırarak, bölgeden kaçırma
3.İşlerini kolaylaştırma düşüncesi ile işgallere ze­min hazırlama
4.İşgal devletlerinin kışkırtmaları
Ermeni isyanları Gümrü ve Ankara Antlaşmaları ile bitirilirken; Karadeniz’deki Rum isyanları Şubat 1923’e kadar devam etti.

TBMM’nin İsyanlara Karşı Aldığı Önlem­ler:
1.İstanbul ile ilişkiler kesildi
2.İstanbul hükümetinin icraatları yok sayıldı
3.İstanbul’un halkı milli mücadelecilere karşı kış­kırtmak için yayınladığı fetvalara karşı; Ankara müftüsü Rıfat Börekçi fetvayayınladı
4.Damat Ferit Paşa vatan haini kabul edildi
5.29 Nisan 1920’de Hıyanet-i Vataniye Kanunu çıka­rıldı
6.18 Eylül 1920’de İstiklal Mahkemeleri kuruldu
7.İsyanlara karşı Kuva-yı Milliye’, merkez ordusu ve düzenli ordu kullanıldı

İsyanların Sonuçları:
1.Anadolu daha fazla işgal altında kaldı
2.Milli mücadelenin başarıya ulaşması gecikti
3.Yunanlılar Anadolu’da daha fazla ilerledi
4.Kardeşkanı akıtıldı
5.Anadolu birliği zedelendi
6.Ekonomik zayiatlar oldu
7.İsyanları bastıran TBMM’nin otoritesi arttı

Açıklamalar:
1.İsyanları kışkırtanlar ve çıkaranlar kutsal değer­leri kullandılar
2.Padişaha bağlılık, milli mücadeleyi halka kötü gös­terdi
3.Asker kaçaklarının bir kısmı isyanların insan gücünü oluşturdu
4.Yunan ordusu dahî bazı dönemlerde halifelik ordusu olarak tanıtıldı
5.İsyanların bastırılmasında TBMM’nin güçler birliği ilkesi etkili oldu
6.TBMM’ye karşı çıkarılan isyanlarda İstanbul yönetimi Milli Egemenliği; İşgalciler Milli Bağım­sızlığı hedef almıştır.
7.Milli Aşireti TBMM açılana kadar milli mücadele taraftarıydı
8.Mayıs 1919’da başlayan isyanlar 1921 yılı sonla­rına kadar devam etti.
                         
Sevr Barış Antlaşması (10 Ağustos 1920)
Antlaşmanın Geç İmzalanmasının Sebepleri:
1.Mondros Mütarekesinin kalıcı hükümler içer­mesi.
2.Osmanlı’yı paylaşmak isteyen devletlerin çıkar çatışmasına girmesi
3.İşgalcilerin iç isyanlar ve Yunan işgalinin sonu­cunu beklemesi
4.Kurtuluş Savaşının başlamış olması
5.Yunanlıların İzmir’i işgal etmesinin paylaşım planlarını değiştirmesi.

·  İtilaf devletlerine göre Osmanlı ile imzalanacak olan antlaşma, Türk halkını kısmen rahatlatır ve Mustafa Kemal’den koparırdı.

·  Yunan güçleri, 22 Haziran 1920’de, imzalanacak olan antlaşmanın kabulüne zemin hazırlamak için, Milne Hattını aşarak; Bursa-Uşak çizgisinde harekete geçti. Yunanlılar 20 Temmuz 1920’de Doğu Trakya’yı işgal ettiler.
·  3 Kasım 1919’da İngilizler tarafından Yunanlıların güvenliğinin sağlanması ve Yunan işgalinin yerleşmesi için, İzmir, Aydın, Ma­nisa’nın bir kısmı, Soma ve Ayvalık’ın bir kısmını Yunan işgali altında bırakacak şekilde çizilen ve Yunanlıların ve Kuva-yı Milliye’nin karşılıklı olarak geçmesi yasaklanan hatta Milne Hattı denilir.
·  Bu gelişmeler üzerine Saltanat Şurası meseleyi görüşmek üzere 22 Temmuz 1920’de toplandı. Yapılan şurada Rıza Paşa hariç tüm üyeler Sevr Antlaşması’nın imzalanması yönünde kararını bildirdi. Saltanat Şurası’nın Sevr Antlaşması’nı imzalamak istemesinde Bursa ve Doğu Trakya’nın işgal edil­mesi etkili oldu.
·  Antlaşmanın maddelerini hafifletmek için Damat Ferit Paşa Fransa’daki Sevr kasabasına gittiyse de etkili olamadı.
·  Sevr Antlaşması’nı imzalamak için Rıza Tevfik, Reşat Halis ve Hadi Paşa’dan oluşan grup Fransa’ya gönderildi.
·  İşgalci devletler Sevr Antlaşması’nın imzalanması ile Şark Meselesinin hallolacağına inanıyordu.
·  TBMM, Sevr Antlaşmasını tanımadığı gibi; 19 Ağustos 1920’de aldığı kararla, antlaşmayı imzala­yanları vatan haini kabul etti. Türk milletinin bu antlaşmaya cevabı ise kurtuluş savaşı oldu. Halk bu durum karşısında milli mücadelenin gereğini daha iyi anladı.
·  Padişah, Sevr Antlaşması’nın imzalanmasını kabul etmekle hukuka ve milli iradeye aykırı davranmış­tır. Çünkü Kânun-i Esâsi’ye göre bir antlaşmanın imzalanabilmesi için Meclis-i Me’busan’ın onayının alınması gerekir.
·  Sevr Antlaşması bu yönüyle hu­kuka aykırı olduğu gibi; Meclis-i Me’busan’ın aldığı Misak-ı Milli kararları ile çeliştiği için milli ira­deye de aykırıdır.
·  Türklerin çoğunlukta olduğu Ana­dolu’yu böldüğü için evrensel beyannamelere de (Fransız İhtilali’nin yaydığı fikirler ve Wilson Prensipleri) aykırıdır.

Sevr Antlaşması’nın İçeriği:
1.Osmanlı ülkesi; Giresun, Ordu, Samsun, Tokat, Çorum, Amasya, Sinop, Kastamonu, Çankırı, An­kara, Eskişehir, Bolu, Zonguldak, Bilecik, İstanbul ve Kayseri’nin doğusu ile sınırlı kalıyordu.
2. Boğazlar, her zaman bütün devletlerin gemilerine açık tutulacak; Türklerin hiç bir etkisinin bulunma­dığı, kendine has polis gücü, bütçesi ve bayrağı olan bir komisyon tarafından yönetilecek. (İlk defa boğazların yönetimi için komisyon kurulması ka­rarı verilmiştir. Bu madde İstanbul’u güvenliksiz hale getirmiştir).
3.Midye-Büyük Çekmece hattının batısı ve İzmir dâhil Batı Anadolu Yunanistan’a verilecek
4.Doğu Anadolu’da sınırları Wilson tarafından çizilecek ve Karadeniz ile Akdeniz’e çıkışı olan bir Ermeni devleti kurulacaktır.
5.Doğu Anadolu’da bir Kürt devleti kurulacaktır.
6.Antalya ve Konya havalisi İç Batı Anadolu’nun içlerine kadar İtalyanlara verilecektir.
7.Mardin, Urfa, Antep, Adana, Malatya ve Sivas dolaylarını birleştiren bölge ve Suriye Fransa’ya verilecektir.
8.Hicaz hariç olmak üzere Arabistan ve Musul İngiltere’ye verilecektir.
9.Rodos ve On İki Ada İtalya’ya; Ege Adaları Yu­nanistan’a verilecektir.
10. Brest-Litovsk Antlaşması tanınmayacaktır.
11.Osmanlı ordusunun mevcudu 50.700’ü geçme­yecek; askerlik mecburi olmaktan çıkarılacak, deniz gücü 13 ufak gemiyi geçmeyecek, orduda tank, ağır makineli tüfek, top ve uçak bulunmayacaktır.
12.Osmanlı maliyesini işgalcilerin oluşturacağı bir komisyon düzenleyecektir.
13.Kapitülasyonlar genişletilerek bütün devletlere verilecektir.
14.Azınlık hakları artırılacak; azınlık haklarının garantisi için bir komisyon kurulacaktır.
15.Osmanlı savaş tazminatı ödeyecektir.

Antlaşmanın Önemi:
1.Osmanlı Devleti sömürge durumuna getirildi
2.İşgalciler şark meselesini hallettiklerine inandı
3.Halkın direnme gücü kamçılandı
4.Türk milleti İstanbul yönetimine ve İngilizlerle güvenilemeyeceğini bir defa daha anladı.
5.Azınlıklar emellerine ulaştığını zannetti.

Açıklamalar:
1.Osmanlı yönetimine göre Sevr Antlaşması tama­men yok olmaktan daha iyiydi
2.Bu antlaşma Ayestefanos Antlaşması gibi geçer­siz ve uygu­lanmayan bir antlaşmadır.

Sevr Barış Antlaşması’na Karşı Tepkiler
·  TBMM, Sevr Antlaşması daha imzalanmadan Türk topraklarının parçalanmasına razı olmayacağını tüm dünyaya ila etti.
·  TBMM’nin amacı; Misak-ı Milli’yi kabul ettirmekti.
·  TBMM, 19 Ağustos 1920’de Sevr Antlaşması’nı imzalayanları ve onaylayanları vatan haini olarak kabul ettiğini duyurdu.
·  Sevr Antlaşması, Türk milletini umutsuzluğa sürüklemedi. Aksine azim ve karalılığını artırdı.

2 Ocak 2013 Çarşamba

Chemia


Entropi : Bir Hal Fonksiyonu

Termodinamiğin ilk kanunu iç enerjiyi anlamamızı sağlar ve izole bir sistemde iç enerjinin sabit olduğunu söyler. Entropi olarak adlandırılan diğer bir hal fonksiyonu ise kendiliğinden meydana gelen değişmelerin yönü hakkında bilgi verir. Termodinamiğin ikinci kanununa göre ; İzole bir sistemin entropisi kendiliğinden meydana gelen bir süreçte artar. DStoplam > 0 buradaki Stoplam izole sistemin tüm kısımlarının toplam entropisidir.
Tersinmez süreçler kendiliğinden gerçekleşir ve bu nedenle entropide artma meydana gelir. Bu nedenle tersinmez süreçleri entropi üreten bir süreç olarak düşünebilir. Diğer bir deyişle tersinir süreçlerde sonsuz küçük dengedeki değişmelerle ilerlediklerinden, sistem çevresi ile her adımda dengededir. Tersinir süreçler entropi artışı meydana getirmezler.
Çevredeki entropinin değişimini basitçe

eşitliği ile gösterebiliriz. Buradaki T' ısının transfer edildiği yerdeki sıcaklıktır. Büyük entropi değişmeleri büyük termal hareketliliklerin olduğu düşük sıcaklıklarda meydana gelir. Eğer adyabatik bir değişim söz konusuysa dq' = 0 olacağından dS' = 0 olacaktır. Kimyasal bir reaksiyondaki entalpi değişimi DH kadar ise sabit basınçta çevreye yayılacak olan enerji q'= -Dkadar olup, çevrenin entropisindeki değişme;

olacakktır.

Sistemdeki Entropi Değişimi

Çevrenin entropisindeki değişimi hesaplamada kullandığımız mantığı sistemin entropisindeki değişimi hesaplamaya adapte etmeye çalışalım. Bu amaçla; olayın tersinir bir süreç meydana geldiğini düşünürsek herhangi bir entropi artışının söz konusu olmayacağını dikkate alalım. Böyle bir durumda sistem çevre ile termal denge halinde bulunacağından T = T' olacağını söyleyebiliriz.
Gerçek sistemlerden söz ediyorsak, sürecin tersinmez olduğunu düşünmeliyiz. Örneğin bir gazın izotermal olarak hacminin dV kadar arttığını düşünürsek, entropi bir hal fonksiyonu olduğundan süreç ister tersinir ister tersinmez olsun, entropi bir hal fonksiyonu olduğundan sistemin entropisi aynı olmalıdır. Bununla beraber sistem tarafından absorbe edilen ısı miktarı sürecin tersinir olup olmamasına bağlı olarak farklı büyüklüklere sahip olacaktır. Tersinir bir süreç söz konusu ise; dq büyüklüğü için dqtersinir yazabiliriz. Şimdi sistemi tersinir olarak ilk durumuna geri getirmeye çalıştığımızı düşünelim. Bu durumdaki entropi değişimi -dS olmalıdır. Ayrıca sistem geri dönerken -dqtersinir olmalıdır. Çevrede meydana gelen enerji değişimi ise dq'=dqtersinirolmalıdır. Böylece entropi değişimi dS'=dqtersinir/T olacaktır. Bununla beraber evrenin entropi değişimi sıfır olmalıdır ki buradan

eşitliğini yazabiliriz. Bu tür bir süreç için entropi değişimi;

olacaktır.
Şimdi bir gazın izotermal olarak genişlemesi durumunda entropisinin ne kadar değişeceğini hesaplayalım. Süreçte sıcaklık sabit olacağından

yazabiliriz. İzotermal bir genleşme olayı için;

olduğundan

eşitliğini yazabiliriz.

Sistem Isıtıldığında Entropi değişimi :

Eğer sistemin sıcaklığı değiştirilirse entropideki artış

kadar olacaktır. Eğer sistemin sıcaklığının sabit basınçta gerçekleştiğini düşünürsek ısı kapasitesine bağlı olarak sisteme verilen ısıyı
dqtersinir=CpdT
eşitliğinden belirleyebilir. Bu nedenle;

yazılabilir. Benzer şekilde sabit hacimdeki entropi değişim için ise; 
yazabiliriz.

Tersinmez Değişmelerde Entropi :

Çevresi ile termal ve mekanik temas halinde olan bir sistem düşünelim. Sistem çevresi ile termal denge halinde bulunabilir. Fakat mekanik denge halinde bulunması gerekmez (Örneğin gaz basıncı çevresinden daha yüksek olabilir.). Herhangi bir değişim meydana geldiğinde sistemin entropisi dS kadar değişirken, çevrenin entropisi dS' kadar değişecektir. Entropideki toplam değişiklik tersinmez bir süreçte sıfırdan daha büyük olacaktır.

Elbette burada tersinir durum söz konusu olursa eşit olduğu söylenir. Ayrıca dq sistem tarafından sağlanan ısı olmak üzere dS' = -dq/T olacağından herhangi bir süreç için

eşitliği yazılabilir. Bu Clausius Eşitsizliği olarak adlandırılır.

Kendiliğinden Genleşme :

Eğer bir sistemin tersinmez adyabatik değişime uğradığını varsayarsak, olay sırasında dq = 0 olacağından Clausius Eşitsizliği için
dS > 0
yazabiliriz. Bu nedenle kendiliğinden meydana gelen bir süreçte sistemin entropisi artar. İzotermal ve tersinmez bir süreci düşünürsek, genleşme sırasında  olduğundan termodinamiğin birinci kanununa göre;
dU =dq + dW = 0 böylece dq = -dw yazılabilir. Eğer gazın vakum altında serbestçe genleştiğini düşünürsek dW =0 olacağından dq = 0 olacaktır. Clausius eşitsizliğine göre dS > 0 olacaktır.
Eğer olaya şimdi çevre açısından bakarsak, heriki olayda da dq = 0 olduğundan çevreye herhangi bir ısı transferi söz konusu olmamıştır. Bu nedenle çevrenin entropi değişimi her iki olay içinde dS' = 0 olacaktır.
Adyabatik ve İzotermal tersinmez olayların gerçekleştiği bu sistemler için toplam entropi değişimini düşünecek olursak sistemin entropisi her zaman dS > 0 ve çevrenin entropisi dS = 0 olduğundan
dStoplam > 0
olacaktır. Kısaca kendiliğinden meydana gelen süreçlerde entropi artar diyebiliriz.

Entropinin Hesaplanması

T sıcaklığındaki bir sistemin entropisi, farklı sıcaklıklardaki ısı kapasitelerine ve T = 0 daki entropisi ile ilişkilidir. T sıcaklığına ulaşıncaya kadar kaç kez hal değişimi meydana geldiyse geçiş hallerine karşı gelen entropi büyüklüğü DHgeçiş/Tgeçiş hesaba katılmalıdır. Örneğin bir madde T sıcaklığında gaz halindeyse, gaz haline ulaşıncaya kadar erimiş ve buharlaşmış olmalıdır. Bu nedenle T sıcaklığındaki entropi değeri

eşitliği ile verilir.
Buradaki büyük problemlerden biri T = 0 civarlarında ısı kapasitesinin ölçülmesi zorluğudur. Debye ekstrapolasyonuna bağlı olarak düşük T değerlerinde, ısı kapasitesi T3 ile orantılıdır. 

10 K de bir katının sabit basınçtaki molar ısı kapasitesi 0.43 J K-1 olarak ölçülmüştür. Bu sıcaklıkta katının molar entropisi ne kadardır?
Bu kadar düşük bir sıcaklık için ısı kapasitesinin aT3 ile orantılıdır.

T sıcaklığındaki ısı kapasitesi, aT3 eşit olduğundan ;

S(10 K) = S(0) + 0.14 J K-1 mol-1